kötüaşk's profilesessiz olPhotosBlogListsMore Tools Help

sessiz ol

July 24

......

içimde kötü bir şey var... içimde kötü tek şey yok... hep orda dönüp duracak, hiç bakmak istemeyeceği birini yürüyeceğim ben. kendi yağmursuz işimde gücümle.

ne yapmalı o zaman? aklında tutmalı, resmini yapmalı, büyük gözleri vardı... neden git? neden hiç gel? sarılmak biliyorsun, neden hep yol? kendi yağmursuz diye beni bir tutmadı, hep düş. -n'olurdu o akşam sessiz anlaşmalarla, söyleyince zaten bozuluyor, söz oluyor... ne olurdu bunlar ellerimken akan bir şey ne? sonra çok üzülüyorum sonra hep ellerim titriyor, tutamıyorum, şeyler devriliyor, ben yapmıyorum.

bakmak zorunda kalmasını isteyeceğim biri olarak ve birazdan bana rastlayacağını hayal ederek yürüyeceğim sokakta.

March 28

…..

sanki dedi, ortada bardak falan olmadığı halde, bardaktaymış gibi duran bir su kütlesi gibiyim. her kim baksa, daha da beteri dokunsa, daha çok kendine çekilen, yoğunlaşan, sertleşen… sanki günün birinde biri gelecek, diğerlerine benzemeyen biri, ya da ne bileyim, belki herhangi biri, sadece ben o sırada buna tamamen hazır olduğum için, işte o zaman o gelecek ve dokunduğunda dağılıvereceğim… oysa belki o, o biçimi sevdiği için dokunmuş olacak, bana dokunmakla herşeyi mahfettiğini düşünecek, sevdiği o güzel şey yıkılıp gittiği için… bana nasıl bir iyilik yaptığını hiç bilemeyecek… yazık… ya o zaman ben ne olurum?  dağılıp hücrelerine karışabileceğim tek insan, tek başkası, sebep olduğu yıkımın şaşkınlığıyla, ve belki de üzerine sıçramış bir kaç damladan da kurtulmaya çalışarak hızla uzaklaşırken, yere dökülmüş su gibi kalacağım orda… ne kadar rahatlamış ve ne kadar kendiliğinden bir biçim olarak, ve ne kadar üzgün…

sanki dedi, inine sığınmak için hızla koşan bir hayvan gibi geçiyorum sokaklardan, hayattan… hiçbir şeye, hiç kimseye bakmadan… evlerin köşeleri sanki bir tek bana batıyor, arabalar içimden…

March 21

….

kimse için olmayanı yazacak cesaretim yok… sadece kendimi sonra tekrar okumak için kafamdan geçen herhangi bir şeylere parçalı, akışkan bir dilsel bazen… dil mi? başkası olan ben için bir çeşit dil. başkası olmazsa, niye olsun ki?.. kimse duymazken, sadece burda böylece durmakla, bu ve böyle olmakla ilgili olarak çıkarılabilecek bir inilti, hırıltı, çığlık belki… onu yine o sırada duyan ben? belki sadece kulakları duymayan birinin, etrafta da kimse yokken çıkardığı bir ses varsa o. ne o? kimse için olmayan… dil mi? değil. bir şey söylemeyen, sadece olan.

şimdi burda senin için biriken bir şey yok… ve muhtemel ki bu, hayatında herhangi bir şeyi değiştirmeyecek… ne kötü.

March 20

tam karanlık ve tam sessizlik bulunamayacağı halde, sonsuz ve sessiz bir karanlığı söyler sesler… ve kimse birbirine dokunamazken, herkes için gündemde dokunma olasılıklarının sonsuzluğu var… her yere gir çık ve hakkındaki herşeyi söyle. bu söylenenlerden bir sen oyuncağı verirsin onlara… kırsalar, dökseler sana bir şey olmaz. sonsuz, sessiz karanlıkta herşeye dokunmakla; sonsuz gürültülü aydınlıkta, tek başına, kaskatı kalakalmak arası hayat… önce sana imkansızla oyalanmaman gerektiğini öğretirler, sonra da o imkansızı gerçekleştirecek gücü kendinde bulman için gerekli yöntemleri satarlar… mümkün olduğuna inan ama yapama. o tek bir şeyi yapamamakla, kalan herşeyi dibine kadar tüketmek arası hayat… ( yok bunu demeyecektim, hep bir yerde bir şey gelip tıkıyor. ne kadar darsa bu giderler… ne çok çöp var.) işte gelip gelip hep aynı noktalarda duruyorum. tam musluğu kapadığım sırada ya da kıyafetlerimi çıkarmak üzereyken yatağa oturduğumda. sanki bütün bu olanların benimle bir ilgisi yokmuş, sanki benim kendimle bir ilgim yokmuş, kendisiyle ilgisiz tek bir şey olmak mümkünmüş gibi… bu durumlarda kendinize bir takım görevler icat edip bunlardan anlam üretmelisiniz. ( ah işte ben böyle hep onu düşünüyorum, yoksa niye yaşayayım ki?..) anlam olmadan yaşamak, yaşamanın varlığıyla uzlaşamazmış gibi…

( hiçbir şey çöp değil biliyorum ama… çöp kendi başına bir şey sade…)

March 15

..

herşey olduğu gibi oldu, kendisiyle kendisine benzeyeni ayırt edemiyorduk... gördüklerimiz, duyduklarımız, dokunduklarımız hep benzerliklerken -neden?- kendisine benzetilen o hiç bilinmeyeni kendimiz bildik.  şunu şunu sevmeyen ben, hep şöyle şöyle davranan ben. ve bak işte bu yüzden... o kendimiz... bu kadar dışarda kaldı... şimdi durduğumuz yerde değiliz. baktığımız yerde? bastığımız yerde? artık kim yalanımızı yerse... ve artık yalan olmayanın -ona 'doğru' demek ne mümkün- bulunmadığı yerde, söylenebilecek en iyi yalanı söyleyebilmek için en çok sen çabala. olmazsa daha önce söylenmişlerden arakla ama daha fazla bağır, kendini duyamayacak kadar. oradaki gürültüyü bir yere koyamazsın nasılsa, sana hiç benzemiyor...
hiçbir şeyle bir bağın olamaz. çünkü zaten sen onlarsın ve olmadıklarını çöpe atarsın ve hiç canın acımaz, olmayan bağları kesmen gerekmez çünkü. biz buna güçlü olmak deriz. yok eğer sen olanlar kendini pencereden atarsa, yine acı çekmezsin, çünkü yine aradaki olmayan bağlar kopmamıştır ve buna da düşmek deriz. yazık oldu... hiç acı çekmeden düştün, battın, kayboldun. ama umudunu kaybetme! küçük mutluluk paketlerimizden al. müşteri velinimetimizdir!
 
Photo 1 of 12

kötüaşk kançölleri

Occupation
Location